31 Aralık 2007 Pazartesi

YENİ YIL!....:)


YENİ YIL HAYIRLI GÜZELLİKLER GETİRSİN İNŞALLAH TÜM İNSANLIĞA.....SEVGİYLE VE MUTLULUKLA NİCE YILLARA..... :) :) :) :)
İKİBİNSEKİZ'İN AÇILIMI=(İ)YİLİK,(B)ARIŞ,(S)EVGİ,(S)AYGI,(S)ADAKAT=2008


23 Aralık 2007 Pazar

MUTLULUK GÜZEL ŞEY!...

KARELER İÇERİSİNDE BÖYLE İSE KİM BİLİR İÇİMİZDE NASIL YAŞIYORUZ?..
YAŞASIN MUTLULUK!!!... :):):)























19 Aralık 2007 Çarşamba

YAŞASIN BAYRAMLAR:)

Bayramlar…Her zaman içimizi kıpır kıpır eden,dargın olanların,küslerin barışmasına vesile olan,birlik ve beraberliğin habercisi,adeta simgesi haline gelen o güzel bayramlar…Yaşanması en güzel duyguların buluştuğu bayramlarda ben de dargın olduğum bir arkadaşımın hatalı olsam da,olmasam da gönlünü alma girişiminde bulunma heyecanını ve barışabilme sevincini yaşadım.Hem de daha bayram gelmeden bu olayın gerçekleşmesi daha büyük bir sevinç oldu benim için.Lafı fazla uzatmak istemiyorum aslında.Herkesin yüreğinin sesini dinlemesi en doğru yoldur derim hep,her zaman.Çünkü insanın içinin ferah olduğu zamanı yakalayabilmesi için gerekli olan tek şey kalp sesidir.Sevelim,sevilelim;bu dünya barış,dostluk,aşk,inanç için,bizim için tüm güzellikler.Yeter ki farkına varmasını bilebilelim.HAYIRLI BAYRAMLAR HERKESE…:)

14 Aralık 2007 Cuma

TEBESSÜM:)

Bir tebessüm değer yaşamaya,
Bir tebessüm değer,değer ağlamamaya!...
Bir tebessüm neşe katar zamana,insanlara...
Tebessümün bol olduğu günlerde yaşamak,yaşayabilmek duasıyla...:)
TeBeSsÜmLe:)








9 Aralık 2007 Pazar

BESMELE'NİN FAZİLETİ,SADAKANIN GÜZELLİĞİ...

İKİ GÜZEL HİKAYE...
YEMEKTEN ÖNCE BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah’ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu: — Muhakkak ki şeytan, Allah’ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah’a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi. (Müslim, Ebû Davud, Neseî)
Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
— Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular.
NOT:Sadece yemekten önce değil,aslında yapılan ve yapılacak olan tüm işlerin evvelinde besmele çekmek gerekir!..
"ŞERRİ BIRAKTIRMAKTA SADAKADIR."Hz.Muhammed (s.a.v)
Ebû Zer radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâma hangi amelin daha faziletli olduğunu sordum:
— Allah'a îman ve Allah yolunda cihad etmektir, buyurdular.
— Hangi köleyi âzad etmek daha faziletlidir? dedim.
— Kıymeti en yüksek olanı ve sahibi nezdinde en değerli olanıdır, buyurdular.
— Ben bunu yapamazsam hangi ameli işleyeyim? diye sordum.
— Bir âcize yardımda bulunur ve onu hakka irşad edersin, buyurdular. Bunu da yapamazsam ne yapayım? diye sordum.
— İnsanları şerden vazgeçirtirsin. Çünkü bu da bir sadakadır, buyurdular. (Buharî, Müslim)

7 Aralık 2007 Cuma

HAYAT GÜZELDİR=)

HER NE OLURSA OLSUN,HER ŞEYE RAĞMEN,ACISIYLA,TATLISIYLA;

28 Kasım 2007 Çarşamba

DUA=(A)LLAH (C.C)'TAN (U)MUT (D)İLEMEK...


SEVGİLİ DUASI

Rabbim!..
Bir insanı koy kalbime ama o insan Senin de sevdiğin bir insan olsun...Ve beni öyle bir insana sevdir ki;o insanın kalbinde Sen olasın...
Ki ben o insanın kalbinde Seni bulayım...Beni öyle bir insanla buluştur ki;benden önce onunla Sen buluşmuş olasın...
Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin Kudret Elin,(Yardımın) olsun.
Bana öyle gözler göster ki;ben o gözlerden Sana bakayım...(Seni hatırlayayım.Aklımdan hiç çıkmıyor olsan da.)
Bana öyle bir sevgili ver ki;bakışı cennete açılan iki pencere olsun...
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki;klavuzumuz Sen olasın...
Ey Rabbim!Öyle bir sevgili ver ki bana,ona sarıldığımda kâinat bize bakıp,birbirine sarılsın...
Bana öyle bir sevgili ver ki Rabbim,Sevgimizden Hz.Muhammed Aleyhissalatu Vesselam sevilsin...
(Amin...Amin...Amin...)

GÜZEL BİR DUA DAHA...

ALLAHIM!
BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmayayım.Günlük yaşamda 'ben' yerine, daha çok 'sen' sözcüğünü kullanabileyim...
BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:Sonsuz bir hazine gibi bitmesin,çoğalsın daha da sevdikçe,doldursun sarsın çevremi.Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...
BANA ÖYLE Bİ
R GÜÇ VER Kİ:Herkesten daha çok çalışabileyim,tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına,eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...
BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:Düşünebileyim,konuşabileyim...
BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:İbadet edebileyim,iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle,teşekkür edenlere;"Bir şey yapmadim,animsamiyorum" diyebileyim...
BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ: İyi eş,baba,anne,iyi komşu,iyi arkadaş,iyi vatandaş olabileyim...
BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim,her şeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim...
BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:Düşünebildiğim,yargılayabildigim, inandığım,kahrolduğum,varolduğum şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim...
BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ:Yıllar sonra beni hatırlayanlar "Herkese iyilik eden, tüm insanları seven,o düzeyde de sevilen bir kişiydi" diye konuşsunlar ki ben de huzur içinde olabileyim...
BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:Bir gün yenilip,içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;bu bir düşünce ise düşüncemi,bu bir adım ise ayağımı,bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim...
BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ
:Sükûneti bulayım,durabileyim,düşünebileyim...
(Amin...)

21 Kasım 2007 Çarşamba

YAĞMURLARIM GÖZYAŞLARIMA,GÖZYAŞLARIM YAĞMURLARIMA...


Maziye çekilmiş bir günün acısının bende vuk'u bulduğu andan itibaren akıtmaya başladığım gözyaşlarım hala dinmedi,dinmiyor.Pervasızca çekip giden ve mutlu günleri terkedilmişliğe mahkum bırakan zamanın su misali önce yüreğime dolup,sonra taşarak gözlerimden fışkıracağını tahmin etmezdim.Ne çok seviyormuşum!..Ne kadar mutluluk doluymuşum meğer...Zaman giderken iliklerime işleyen mutluluğumu söke söke alıp,belki de bilmeden ve istemeden canımı acıtınca,yüreğim sızım sızım sızladığında anladım.Bir şeyler kopmuştu içimden.Bana başka yüreklerden sunulan sevgi çalınmıştı benden.Anlamıştım herşeyi.Gözlerim şimdi içimdeki beni,kimseye göstermediğim,gösteremediğim beni gördükçe her gece,gözyaşlarım dinmez oldu işte!Zaman!Giderken götürdüklerinin farkında mısın?Su gibi akıp giderken,kalbimden sürüklediğin sevgilerimin,mutluluklarımın hesabı kimden sorulur?..Yine ağlıyorum işte!Halbuki o kadar da direnmeye çalışmıştım.Olmadı işte!Yapamadım,yine beceremedim.Gözlerimden iki damla akmaya dursun,hemen akıtmaya başlıyorum hem yüreğimdekileri hem de gözlerimi rahatsız eden o damlacıkları.Önce düşünceler esiyor beynimde daha sonra yüreğimde toplanıyor tıpkı yağmur yağmasına yakın bulutlar gibi.Rüzgarlar eser,bulutlar bir araya toplanır ya hani,işte aynı öyle.Sonra gözlerimde birikiyor yaşanılanlar."Neler yaşamışım!"diyorum kendi kendime.Ve tıpkı damla damla çiselemeye,yaşlarını akıtmaya başlayan bulutlar gibi bende akıtmaya başlıyorum gözlerimdekileri.Gözyaşlarım aktıkça yaşadıklarımı kalbimin ve beynimin bir köşesine saklıyorum.Önce rüzgarım susuyor sonra bulutlarım azalıyor yavaşça.Yangınımı bu yaşlarla söndürüyor muyum yoksa iyice körüklüyor muyum bilmiyorum?Kırıklıklarımı kendime zaten sormuyorum.Biliyorum ki telafileri yok.İşte onun için bende belki de çareyi rüzgarlarda;estikçe beni kendime getiren rüzgarlarda,bulutlarda;duygu dolu bulutlarda ve sonra ise gözlerimde;yaşanmışlık dolu gözlerimde arıyorum.İşte ben sırf bu yüzden gökyüzü gibi;o bulutlarıyla ağlıyor,ben ise yüreğimle ve gözlerimle ağlıyorum!..Yağmurun sesi var duyulur herkes tarafından evet ama benim de içimde esen rüzgarlar,atılan çığlıklar var.İçimin sesini kimseler duymasa,duyamasa ya da duymak istemeseler bile her daim susmayacaklar!Hem rüzgarlarım hem de çığlıklarım!Dinmeyecek işte!Ne yağmurlarım ne de gözyaşlarım!..

25 Ekim 2007 Perşembe

SUS GÖNLÜM!SUS!...(BİR YAKARIŞTIR BU...)


Sus gönlüm.Bir Elif miktarı sus.Az kaldı bahara.Dayan gönlüm.Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.Beklemekten başka çare olsaydı,seni durdurmazdım…İnan bana…Ama yok.Başka çare yok.Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez.Çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz…
Sus gönlüm.Bu kış bahara dönünceye kadar.Bu gece gündüz oluncaya kadar.Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus…
Sus gönlüm.Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk’u buluncaya kadar.Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar,ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus…
Sus gönlüm.Onun geleceğini görünceye kadar.Acının bala dönüştüğünü fark edinceye kadar.Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.
Sus gönlüm.Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler oluşuncaya,birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.
Sus gönlüm.Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus. Sus gönlüm.Her susuşun bir cevap olsun.Her susuşun,sabrın olsun.Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.Bekleyişinin.Umut edişinin,inancının,sevdiğinin vurgusu olsun,susuşun…Sus gönlüm….Sus...

NOT:Bu yazıyı bana blogumda yayınlamam için gönderen arkadaşım Bayram Demiryürek'e sevgiler ve teşekkürler...

22 Ekim 2007 Pazartesi

AVUÇLARIMDA UZATILAN...


Hayatta hep gülmeyi seçtim ben.İçten,yürekten gülmeyi sevdim herkese.Bir gülümsemeyle sevgiler büyürdü içimde.İnsanlara sevgimi o kadar çok yansıtmalıydım ki;beni tanımalarına yardımcı olabilmek adına öylesine sevgimi yaşattım ki;şimdi onlara her bakışımda sanki kendimi görüyormuş gibi olmayı seçmişim meğerse…Kalplerine yüreğimdeki o saf ve yaşanılası sevgiden avuçlar dolusu uzattım.Belki hemen almak istediler belki tereddüt ettiler belki de hiç umursamadılar avucumdakileri.Umursamayanlar kim bilir belki de korktular?...Onlar avuçlarımda uzattığıma sadece baktılar çünkü.Bazen sadece bakmak yetmiyor,görmek gerekiyor.Bakmayı bilen gözler görmesini de bilir oysa.Onlar göremiyorlar mı???...Avuçlarımda uzattığım kalbimdi,sonsuz sevgimdi oysa.Sevgimden yudum yudum almayı seçenler,beni tanıyorlar mıydı yoksa?..Yoksa hiç tanımadan gördüler mi bendeki beni?Onlar bakmayı istemediler.Görmeyi bildiler.Çünkü bunu istediler.Sevgi onun sayesinde kalplerimize aşınmış en güzel duygu iken yaşatmasını ve yaşamasını istemeyen yüreklere ve gözlere inat onlar kalplerindekini,avuçlarda da olsa onlara uzatılan sevgi ırmağını seçtiler.Her yudumda biraz daha onu yaşamak isteyenler oldu aslında.Kendimden öylesine fışkırıyordu ki bu sevgi suyu;avuçlarım yetmedi yüreğime.Doldu…Taştı…Bir yerlerden sesler geliyordu kulaklarıma,”Akıt sevgini…Herkes yaşasın!Sende onu yaşatmak isteyenler ve yaşatanlar gibi herkese ikram et sevginden.Yaşandıkça çoğalsın!Hatta taşsın!Yeter ki ziyan olmasın!Değeri bilinsin!Çünkü sevgin ondandır.Kaynağın oradandır!Rızası için sev,rızası için sevil!Akıt sevgini…”Kulaklarımda uğuldayan bu sesler,kalbimden gelenlerdi.Öylesine sevmeyi ve sevilmeyi bekliyordu ki kalbim,sığmıyordu hiçbir yere.Şimdi doğduğumdan bu yana yaptığım gibi yine devam ediyorum sevgimi arttırmaya.Nasıl ki kendi rızkından bir fakiri her doyuruşunda daha da çoğalıyorsa nimetlerin,sana verilenler,benim ki de öyle bir durum işte.İkram edildikçe çoğalan,taşan,yerinde duramayan...Hayat küçücük ellerde sunulmuş bir yudum su gibidir benim görüşümle.Onu almasını ve bir yudumu,yudum yudum içmesini bilenler;sevgiyi yaşamayı ve yaşatmayı isteyenlerdir kalplerinde.Hayatı avuçlarda sunulan sevgi ırmakları ile yudumlayabilmek,ona biraz daha yakın kalabilmek,rızasıyla yaşayabilmek,sevgisini layığıyla herkese sunabilmek,benim deyişimle “ikram edebilmek”,ikram ettiğimiz sürece çoğalabilmesini başarabilmek duasıyla….Sevgilerimle...Avuçlarımda uzatılan….:)

16 Ekim 2007 Salı

ELLERİMİ BIRAKTIN MI???.....


Ellerim soğuyor yavaşça sanki.Tutanım yok mu?Nerede?Zaman mı doldu?Nedir bu işkence?Kim kimden kaçıyor?Neden,niye?Kimden kaçırıyorsun ellerini sebepsizce?Benden gidiyor musun sessizce?Ellerimi bırakmak mı istiyorsun tereddütle?Neden,niye?Hangi sebep,hangi düşünce?Seni kim,ne getirdi bu raddeye?Kalbindekileri nasıl attın bir kenara?Aslında hiç yok muydu kalbindekiler,hatta ben bile?İsyanım ne sana ne Rabbime.İsyanım,kendini bilmez hoyrat sevgime!Ne gelir ne kalır ne gider?Öylece durur mu sadece anlamsızca?Benliğim,hislerim,sevgim "Dur!"diyemese de,aklım "Yeter!"diyor habersiz ve umursamaz bir şekilde!Neden,niye bu işkence?Kalbim "Beni dinle,haykır sevgini!"dedikçe;ne neden oluyor kaçışlarıma?Hangi sebep,hangi düşünce?Kaçmak mı kolay yoksa kalmak mı?Yoksa hepsi de tek bir harfin değişmesinde mi bitiyor?Ne başlattık?Ne bitirdik biz?Adı neydi koyamadığımız?Neydi aramızdaki?Biz neydik?Nerdeydik?Nasıl başladık,nasıl bitirdik?Neydik biz?Yok muydu adımız?Beceremedik!Beğenemedik!Şükrettik mi halimize her defasında hayırlısını isterken,aslında her isteyişimizde borçlu kalmadık mı Rabbimize bir kat daha?İşte hiçbir şey yapmadığımız gibi borcumuzu da ödeyemedik.Peki ya şimdi?Şimdi şükrediyor muyuz halimize?Onun rızası için sevmeyi seçmişken ve onun yolunda yollarımızı birleştirmişken;şimdi ayrı yollarda dua ediyor muyuz birbirimize???.........
Şundan emin olabilirsin ki;dualarım,her zaman sadece seninle......

15 Ekim 2007 Pazartesi

KELİMELER KİFAYETSİZ.....


Nasıl birşeydir bu?Nasıl bir duygu bende ki?Anlam veremiyorum!Bazen bazı düşüncelere daldıkça;boğulacak gibi oluyorum,sebebini bilmeden.Yaşadıklarımın bir sonucu mu bu acaba diye düşünüyorum ama onu bile anlamlandıramıyorum.Yaşadığım herşey çok güzel çok şükür.Ama diyorum ya işte bazen sırtımdan vuruluyorum.Hayat hep yanımdan hızla geçerken,bazen unutmuyor. Sırtımdan darbe yediğimi hissediyorum.Bazı zaman dilimlerinde öylesine olgunlaştığımı hissediyorum ki;bazen hayata teşekkür ediyorum yine,aslında her zaman yaptığım şey olsa da Rabbime teşekkür ediyorum.Yaşanan onca şeyden sonra bana güç vermesi ve ona her sığınışımda beni koruması öylesine güzel bir olay ve bunu yaşamak öylesine güzel bir duygu ki....Kelimeler tamamen kifayetsiz.....Yaşamımın her anında onunla olabilmek dileğiyle......Ve sevdiklerimle.......

13 Ekim 2007 Cumartesi

BAYRAM ZAMANI!!!.....:)


İşte!...Bir Ramazan daha sona erdi.İrademizin sınandığı,nefsimizin terbiye olmaya çalıştığı,on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif güzelliklerle başladığı gibi yine güzellikleriyle son buldu.(ama şimdilik:) )İnsanların bir amaç uğrunda hergün bir yerlerde toplanmasına vesile olan bu mübarek ayın sonunun hüznünü,bayram sevinci alır her seferinde.Gösterilen sabırların adeta bir mükafatı olmuşcasına;neşe ve rahatlık her yere,tüm kalplere sızmıştır artık.Bayramı yaşamak,yaşatmak bizlere verilen en güzel hediye olsa gerek.Onun sayesinde bir amaç uğruna hareket etmeyi öğrenmek ve bunun yapılması takdirinde işte bu eşsiz sevinci yaşatacağını bilmek,yapılmaması takdirinde ise;zamanı geldiğinde ölçülüp,tartılacağını hatırlamak ve buna göre kendimizi ayarlamak icrası o kadar iyi bir şekilde nasip edilmiş ki bizlere,bunları gözardı etmek mümkün değil...Bayramlar bizlere iyiliklerin,güzelliklerin gösterilebileceği çok büyük değerler....Evet şimdi yaşamaya ve yaşatmaya başladık işte!Umarım ki tüm insanlık görsün bu eşsiz güzelliği.Ve dilerim ki bu bayram ve kısmetse yaşayacağımız daha nice bayramların vesilesiyle Yüce Rabbim bizlere hayırlı güzellikler nasip eder inşallah.....Çünkü hayat hayırlı güzelliklerle daha da güzeldir.... :)Herkese şeker tadında ve güzelliğinde daha nice bayramlara....... :)

12 Ekim 2007 Cuma

SÖZCÜKLER!.....(KALBİN YANSIMASIDIR ONLAR...)


Söz,insanın en değerli unsurudur.Konuşması ve duygularını aktarabilmesi için mutlaka gerekli olan sözcükler bazen başa bela,bazen de duyulması ve söylenmesi en güzel şey haline gelebilir.İnsan,hayatının her alanında yeri ve zamanı geldiğinde konuşması gerektiğini bazen bilemez.
Yaşantımız dudaklardan çıkan bir söz misali kısadır ve her zaman anlamlı olmalıdır.Kendi anlamını içinde barındıran sözlerimiz,zaman içerisinde yok olup gitseler de anlamları ve karşısındakilerde bıraktığı etki hiçbir zaman unutulmaz,unutulmayacaktır.Bazı sözler öyledir ki;kimi zaman bir münakaşayı muhabbete,kimi zaman ise karşımızdaki insanın bize küsmesine,kırılmasına sebep olur.Ve bazen öylesine sözler vardır ki;dudaklarımızdan dökülen;onlarsa çok etkileyici ve güzel bir anlamda insanları mutlu etmektedir.Bu zincir kırılmadığı sürece daima böyledir ve hep böyle de kalacaktır.Ama düşündüğüm birşey var ki;dilerim ki Rabbim'den zincirin gereksiz halkaları kopsun.Çünkü o halkalardan umut gelmez hiçbir zaman.Mutluluğa çare olmayan sözlerin oluşturduğu bir halkadan ne yarar gelebilir ki?...Eminim ki bu yazımı okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır...
Kısaca şöyle belirtebilirim ki;insanın ağzından çıkan kelimeler,o zamansız anlık çıkan sözcükler hayatımızı ve onun değerlerini belirlemeye öylesine yetiyor ve artıyor ki...Tek şey akılda ve duyguların saf olduğu aslında o sıcacık yüreklerde bitiyor.Dilerim yüreklerimizin sıcaklığı sözcüklerimize yansır...Çünkü hayat bize bizim kurduğumuz sıcak ve anlamlı sözcüklerle daha güzel cevap veriyor.Bunun farkına varmak hiçte zor değil....

NOT:Paylaşmak istediğim birşey daha var.Yunus Emre vakti zamanında çok güzel bir söz söylemiş yüreklerimize dokunan"SÖZ OLA KESE SAVAŞI
SÖZ OLA KESTİRE BAŞI
SÖZ OLA AĞULU AŞI
YAĞ EDE BAL EDE BİR SÖZ."Acı da olsa tatlı da olsa söz ağızdan bir kere çıkar.... Sevgilerimle.........

11 Ekim 2007 Perşembe

HAYATI ANLAMAK???



Hayatı anlamak?Kelimenin tek manasını kavradıysan;işte o an herşey başlamıştır artık.Yaşananlar,yaşadıklarımıza her saniye bir kere daha atılan virgüller ve sonunu her zaman getirmekte zorlandığımız o yarım kalmış cümlelerimiz...Yaşamın kıyısındayken daha;öylesine pervasız ve hayasızca davranışlarımız oluyor ki;bazen "Dur!"demek istesek bile bu hallerimize sesimiz çıkmıyor,adeta donuyoruz.Beklentilerimiz varken,yapmak,gerçekleştirmek istediğimiz o kadar çok şey varken;şimdilik böyle kalsın düşüncesiyle erteliyoruz.Aslında bilmiyor muyuz ki ertelenen şey hayatımız?..Bizlere verilmiş zamanı ve zamanın akıp gittiği yaşamın her zerresini doyasıya ve layığıyla yaşamak bir ibadettir aslında.Bunu ertelemek yerine ortaya koymaya çalıştığımız her işle ve sonunu getirmek istediğimiz her cümleyle gururun ve onurun bizlerle olacağını bilmiyor muyuz?Yaşamın kaynağının o olduğunu ve onun uğrunda onunla değerlere değer katmamız gerektiğinin farkında değil miyiz?İşte kendimize sormamız gereken sorular bunlardı sanırım ama yine eksik cümlelerle cevaplayamadığımız....