7 Ekim 2008 Salı

15 Eylül 2008 Pazartesi

ALEV SU,SOĞUK ATEŞ...


Ateş midir buzu eriten;su mudur ateşi söndüren?
Alev alev yanan mum mudur yoksa alevi söndürdüğüne şahlanan su mu?


Not:Sorular bana aittir.İçimden geldiği için sordum.Biraz düşünülünce ne amaçla yazdığım anlaşılacaktır…Cevaplardan da ben anlayacağım anlaşılan düşünceyi :)

13 Eylül 2008 Cumartesi

SEBEPSİZ...


Yeni bir yazı yazmalıyım dedim kendi kendime...Giriş biraz itinasız olsa da yazılmalı birşeyler,içimdekileri dökmenin yolu karşımdayken onu geri çevirmemeli ve sözcüklere dökmeli dedim...Şu dakikalarda içime yerleşen sıkıntıyla karışık sevincin sebebini arayış içerisindeyim.Bulmaya çalıştığım her an,yaklaşıp yaklaşamadığımdan dahi habersiz gibi oluşum korkutuyor beni.Ben hayatımı kazanmaya çalışan bir öğrenciyim.Başarmaya yaklaşırken önüme koyulan engeller,ki bu engellerin hayır olduğunu bilerek söylüyorum;beni biraz daha çabalamaya götürüyor.İçimdeki azmi kaybetmemek tek dileğim...Rabbimin herşeye kadir olduğunu bilmiyor değilim,biliyorum.O herşeye kadirdir...Önüme çıkan her zorlukta yanımda olacağına,bana yardım edeceğine adım gibi eminim.İşte bu yüzdendir ki;içimdeki azim kaybolmayacak.İşte bu yüzdendir ki;dualarım eksilmeyecek,artacak.Sanırım bu yazıyla biraz da olsa içim ferahladı.Duaların eksik olmadığı ve azimle gelecek başarıların olacağı günlere erişebilmek duasıyla....

31 Temmuz 2008 Perşembe

PAPATYALAR......:):):)




_________*PAPATYA FALININ MAZİSİ*_________

Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve "Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten." Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış. Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler. Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş. Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim." Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum" diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..." diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış. Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden. İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş: "Seviyor mu, sevmiyor mu?"...

13 Şubat 2008 Çarşamba

BAŞLIKSIZ...




İçimde ne fırtınalar kopuyor kimse bilmiyor.Uçurumun kıyısındayken,tutunacak tek dalım,tek dostum varken birileri daha elimi tutmaya yelteniyorlar.Gerçekten istiyorlar mı yoksa onları başka istekler mi itiyor bu yeltenişe bilemiyorum?..Her yakarışta bir başkaldırış var mıdır hayat sahnemde başkaları tarafından oynanan???Kendimi unutacak kadar çok mu veriyorum bazı şeyleri yüreğimden?Cevaplayamadığım bunca soru yığınının içinde gitgide kayboluyor muyum yada her defasında girdap içine kendimi ben mi itiyorum?Her seferinde dönüp dolaşıp aynı yere geldiğimi düşündüğüm zamanları boşa harcadığımın farkındayım;ki böyle düşünen yalnız ben değilimdir sanıyorum…İnsan bazen gittiği yolun nereye varacağını bilemiyor.Belki de her seferinde aynı yolu defalarca gidip geliyor yada öyle sanıyor.Ama bir şey var ki hayatın bize gösterdiği yönde ilerlemek zannediyorum ki her zaman daha doğru oluyor.Kimi zaman kalbimizin hissettiğine dönüş yapmak isteriz ama varacağımız nokta neresi bilemeyiz.Bunu öğrenmek için çabaladığımızda bazen doğrulara bazen ise kendimizi bile unutacağımız yanlışlara geliriz.Bir kısır döngü gibi gözükse de bu durum her şeyin bize odaklandığının,bizde noktalandığının farkında değilizdir aslında.Yaşamak öyle basit bir olaydan ibaret değil halbuki.Hakikate,bütünlüğe ulaşacağımız safhalarda kendimizi unutmak bir kenara dursun başkalarının bile bizimle aynı yolda ilerleyebileceğini unutmamalı asıl o zaman her şeyi hatırlamalı ve yolumuzda bulunan her yanlışı doğruya çevirebilmeyi amaçlayan nefeslerden olmalıyız…

NOT:Uzun zamandır yazı yazmıyordum,içimden geldi,yeniden buluşmak istedim:)Yazının sonunda kullandığım nefes kelimesini insanlar olarak tabir-i caizse kullanmış bulunuyorum.Sebebi ise insan nefes alır yaşar ve vakti geldiğinde nefes verir ölür.yani insan nefestir kendi fikrimce sevgiler…

31 Aralık 2007 Pazartesi

YENİ YIL!....:)


YENİ YIL HAYIRLI GÜZELLİKLER GETİRSİN İNŞALLAH TÜM İNSANLIĞA.....SEVGİYLE VE MUTLULUKLA NİCE YILLARA..... :) :) :) :)
İKİBİNSEKİZ'İN AÇILIMI=(İ)YİLİK,(B)ARIŞ,(S)EVGİ,(S)AYGI,(S)ADAKAT=2008


23 Aralık 2007 Pazar

MUTLULUK GÜZEL ŞEY!...

KARELER İÇERİSİNDE BÖYLE İSE KİM BİLİR İÇİMİZDE NASIL YAŞIYORUZ?..
YAŞASIN MUTLULUK!!!... :):):)